Havayolu Kuruluşlarında Kriz Yönetimi ve Kurumsal İtibar İlişkisinde Liderlik Davranışının Rolü
HAVADER Editör Ekibi
Bir kriz anında (bir uçuş iptali, bir teknik arıza haberi) bir şirketin itibarının nasıl etkileneceğini belirleyen şey, sadece "krizi ne kadar iyi yönettiği" değil, aynı zamanda bu yönetimin hangi liderlik tarzıyla yürütüldüğü. Bu çalışma, havayolu kuruluşlarında bu ilişkiyi test ediyor.
Havayolu firmaları, yüksek operasyonel karşılıklı bağımlılık ve düşük hata toleransıyla çalıştığından, bir krizin örgütsel sonuçları diğer sektörlere göre çok daha görünür hale geliyor. Bu çalışmanın amacı, algılanan kriz yönetimi kalitesi ile kurumsal itibar algısı arasındaki ilişkide, liderlik davranışının aracılık (moderatör) rolünü test etmekti.
Türkiye'de faaliyet gösteren havayolu şirketlerinde çalışan kabin ekibi üyelerinden toplanan 408 geçerli anketle yapılan doğrulayıcı faktör analizi ve hiyerarşik regresyon analizleri, algılanan kriz yönetimi kalitesinin kurumsal itibar algısını pozitif yönde yordadığını gösterdi. Ama asıl ilginç bulgu şuydu: demokratik liderlik davranışı bu ilişkiyi güçlendirirken, otokratik ve laissez-faire (bırakınız yapsınlar) liderlik davranışları bu ilişkiyi zayıflatıyor.
Bu çalışmanın katkısı, kriz yönetiminin sadece teknik bir prosedür meselesi olmadığını, aynı zamanda "nasıl" yönetildiğinin de en az "ne yapıldığı" kadar önemli olduğunu göstermesi. Günlük hayattan bir benzetmeyle anlatmak gerekirse, bu biraz da bir ailenin kriz anında (örneğin bir sağlık sorunu) nasıl bir araya geldiğine benziyor -aynı sorunu çözen iki aileden biri, herkesin fikrini alan ve açık iletişim kuran bir yaklaşımla hareket ederse, kriz sonrası aile bağları güçlenir; diğeri tek bir kişinin (ya da hiç kimsenin) kontrolünde kaotik bir şekilde ilerlerse, güven zedelenir.
Sonuç olarak bu araştırma, havayolu yöneticilerine, kriz anlarında teknik hazırlığın yanı sıra liderlik tarzına da yatırım yapmaları gerektiğini gösteriyor: demokratik, katılımcı bir liderlik yaklaşımı, aynı krizi çok daha az itibar hasarıyla atlatmayı sağlayabiliyor.
← Blog
Havayolu firmaları, yüksek operasyonel karşılıklı bağımlılık ve düşük hata toleransıyla çalıştığından, bir krizin örgütsel sonuçları diğer sektörlere göre çok daha görünür hale geliyor. Bu çalışmanın amacı, algılanan kriz yönetimi kalitesi ile kurumsal itibar algısı arasındaki ilişkide, liderlik davranışının aracılık (moderatör) rolünü test etmekti.
Türkiye'de faaliyet gösteren havayolu şirketlerinde çalışan kabin ekibi üyelerinden toplanan 408 geçerli anketle yapılan doğrulayıcı faktör analizi ve hiyerarşik regresyon analizleri, algılanan kriz yönetimi kalitesinin kurumsal itibar algısını pozitif yönde yordadığını gösterdi. Ama asıl ilginç bulgu şuydu: demokratik liderlik davranışı bu ilişkiyi güçlendirirken, otokratik ve laissez-faire (bırakınız yapsınlar) liderlik davranışları bu ilişkiyi zayıflatıyor.
Bu çalışmanın katkısı, kriz yönetiminin sadece teknik bir prosedür meselesi olmadığını, aynı zamanda "nasıl" yönetildiğinin de en az "ne yapıldığı" kadar önemli olduğunu göstermesi. Günlük hayattan bir benzetmeyle anlatmak gerekirse, bu biraz da bir ailenin kriz anında (örneğin bir sağlık sorunu) nasıl bir araya geldiğine benziyor -aynı sorunu çözen iki aileden biri, herkesin fikrini alan ve açık iletişim kuran bir yaklaşımla hareket ederse, kriz sonrası aile bağları güçlenir; diğeri tek bir kişinin (ya da hiç kimsenin) kontrolünde kaotik bir şekilde ilerlerse, güven zedelenir.
Sonuç olarak bu araştırma, havayolu yöneticilerine, kriz anlarında teknik hazırlığın yanı sıra liderlik tarzına da yatırım yapmaları gerektiğini gösteriyor: demokratik, katılımcı bir liderlik yaklaşımı, aynı krizi çok daha az itibar hasarıyla atlatmayı sağlayabiliyor.